Satılık Anne Sütü: Aman Dikkat!

Bebek Ayakkabısı Nasıl Olmalıdır?

Son günlerde basında yer alan özellikle yurt dışındaki satılık anne sütü dikkatimi çekmeye başladı. Yakında şüphem yok ki bu da ülkemizde söz konusu olacaktır. Bu nedenle bu konu hakkında sizleri bilgilendirme ihtiyacı duydum çünkü anne sütü dendiğinde akla gülüşen bebekler, melek anneler ve mavi gökyüzünde uçuşan pamuksu bulutlar akla geliyor.

 

Burada kimse anne sütünün değerini tartışmıyor ancak yurt dışında bu iş almış başını gidiyor üstelik çok yüksek kazançlar sağlayarak. Kulağınıza litresi 135 USD nasıl geliyor. Bu fiyat anneden alış fiyatı, satış fiyatı ise litresi 200 USD. Şöyle düşünebilirsiniz, “Ya, Dr. Gökhan alan memnun satan memnun üstelik de herkesin kazandığı bir ortam, ne diye ortamı geriyorsun? Üstelik bundan yoğun bakımda yatan erken doğan bebekler faydalanıyor, bazı kanser vakaları kendilerine iyi geldiğine inanıyor ve bazı ‘body building’ sporcular antrenman sonrası ‘recovery’ veya Türkçesi toparlanma sıvısı olarak kullanıyor.” Bu şekliyle kalsa bence de sorun yok ama sakıncalarını da sıralayacağım çünkü bu da benim sorumluluğum. Sonra dönüp bana “Niye anlatmadın! hani sen bizi bilgilendirecektin! Kara toprak al beni!” demeyin :) Şaka bir tarafa…Bugünki anne sütü satımıyla ilgili tehlikeler:

 

• Hepatit B virüsü bulaşabilir (karaciğer iltihaplanması yapar, siroz ve yetersizliğe götürebilir)

• Hepatit C virüsü bulaşabilir (karaciğer iltihaplanması yapar, siroz ve yetersizliğe götürebilir)

• HIV yani AIDS virüsü bulaşabilir (bağışıklık sistemini yok edebilir)

• CMV virüsü bulaşabilir (bağışıklık sistemini alt üst edebilir)

• Sütün kendisinde bakteri üremesi olabilir (yani bozuk süt)

• Kötü niyetli insanlar anne sütü yerine size inek sütü veya soya sütü gönderebilir

 

Dr. Gökhan’ın Tavsiyesi:

 

Anne sütü satımı yurtdışında gittikçe artıyor. Bizim ülkemizde de süt kardeşi denen kurum asırlardır devam ediyor dolayısıyla tanıdık bir uygulama, kolayca başlayabilir. Size tavsiyem ülkemizde anne sütü satışı başlar ise mutlaka yukarıda yazdığım tehlikelerden arındırılmış olmasından emin olun. Bu işi göze alanlara da sesleniyorum:

 

SİZİ İZLİYORUM.

Cep Telefonu ve Beyin Sağlığı ile ilgili

Yeni Sonuçlar

Cep telefonlarının çocuklarımızın sağlığı üzerine olası etkileri hakkında daha önce yazmış ve sizlerle paylaşmıştım. Yakın geçmişte önemli bir araştırmanın erişkin beyninde cep telefonunun kullanıldığı tarafta beynin yakıtı olarak kabul edilen glikoz, yani şekerde, artış olduğu gösterildi. Bunun olumlu, olumsuz veya etkisiz olduğu bilinmemektedir ancak ispatlanmış bir şey var ki, cep telefonu kullanımının beyin üzerine kesinlikle etkisi var. Daha önce yazdığım

“Cızırtılar: Cep Telefonunun Bebeğinize, Çocuğunuz Zararları” yazıma da tekrar okumanızı öneririm.

 

Dr. Gökhan Mamur

İlk giysisi, ilk çıngırağı, ilk kaşığı derken minnoşun artık yürümeye çabaladığını görünce, aklınızda hemen bir soru belirecektir “nasıl bir ayakkabı alsak?” Haydi gelin, benim adımlarımı takip edin.

 

Ayakkabı neden lazımdır?

 

Her şeyden önce ne zaman ayakkabıya ihtiyaç duymayacağını size anlatmak isterim. Evdeyken veya temiz düz zeminlerde ayakkabıya ihtiyaç duymayacaktır. Bu tür durumlarda yalın ayak veya çorapla rahatlıkla yürüyebilir. Merak etmeyin hastalanmasına neden olmaz.

Aslında bebeğiniz bu şekilde yeri daha iyi algılayacak ve kavrayabilecektir, dolayısıyla daha kolay yürüyecektir. Yere yalın ayak basmak düztabanlığa neden olmaz.

 

Ayakkabı bebeğinizin ayağını taşlı, düzensiz yani cildine zarar verebilecek ortamlardan korur. Aynı zamanda soğuk havalarda ayaklarını sıcak tutar. Yani ayakkabı bebeğinizi ayaklarını zorlayabilecek dış etkenlerden korur ve giydirirken amacınız bu olmalı.

 

Ayakkabının özellikleri ne olmalı?

 

Bebeğinize ayakkabı alırken en önemli şey ayaklarının rahat etmesidir. Mutlaka ayak bileklerini sarmalı diye bir şart yoktur. Hatta bu özellik yürüme hareketlerini kısıtlayabilir. Malzemesi yumuşak ve esnek olmalı. Tabanı ne hantallık yaratacak derecede kalın, ne de taş, cam gibi ayağına zarar verebilecek nesneleri hissedilebileceği kadar ince olmalı.

 

Malzemesinin yanı sıra hangi boy ayakkabı alacağınızı da nasıl belirleyeceğiniz önemlidir. Ayakkabısını alırken mutlaka giydirip, deneyerek alın. Almayı düşündüğünüz ayakkabıyı

giydirdikten sonra en fazla küçük parmağınızın ucu, ayakkabının arka üst kısmı ile ayak topuğunun üst kısmı arasına girebilmeli ve ayakkabının ön ucuyla ayak parmaklarının uçları arasında başparmağınızın genişliği kadar bir mesafe kalmalı.

 

Keyifli bir deneyim olsun

 

Bu denemeleri yaparken yavrucağın sabır sınırını zorlayabileceğinizi unutmayın. İlk ayakkabı alma hevesiniz hatırlayacağınız güzel bir anıdan çıkıp, ağlama krizi geçirdiği onun da üzüldüğü, kötü bir hatıra olarak kalmasın. Benim tavsiyem, mağazaya gitmeden önce uykusunu iyice almış ve karnı doymuş olsun. Bir de her çocuğun gün içinde keyifli olduğu saatleri vardır, bunları belirleyin ve o saatlerde bu güzel anı gerçekleştirin.

 

Hataya düşmeyin

 

Ayakkabı alırken dikkat edilmesi gereken bir konu da üç yaşına kadar çocuğunuza hemen hemen üç ayda bir yeni bir ayakkabı almak durumunda kalacağınızı bilmektir, çünkü o dolmalar hızlıca büyümektedir. Bu durumdan dolayı bazı anne ve babaların, çocuklarının ihtiyacından birazcık daha büyük ayakkabılar almak isteyebileceklerinin farkındayım ancak bunu tavsiye etmem. Kullanabileceğinden daha büyük ayakkabının onun hareket kabiliyetini kısıtlayacağını dolayısıyla daha sık düşeceğini söyleyebilirim. Yani, sürücü ehliyetini yeni almış birine TIR kullandırmak gibi bir durum söz konusu olacaktır.

 

Maalesef bu konuyu çok iyi bilmeyen bazı mağaza elemanları sizi “şööyle özellikli, bööyle özellikli” bir ayakkabıya yönlendirerek gereğinden çok daha fazla para harcamanıza neden olabilir. İyi bir anne ve baba çocuğu için çok para harcayan anne baba anlamına hiç gelmez. Bu vicdan hatasına lütfen düşmeyin. Yukarıda belirttiğim özellikleri taşıyan ayakkabı, fiyatı her ne olursa olsun (mümkünse düşük olsun), aradığınız ayakkabı olsun.

 

Bence büyümenin en önemli simgesi

 

İlk gülümseme, ilk diş çıkarma, ek gıdalara başlama, bebeğinizin büyüdüğünü gösteren mutluluk verici evrelerdir. Ancak yürümeye başlamak bence bir bebeğin çocukluğa geçişini simgeleyen en önemli gelişmedir. Bu dönemi ayakkabı alarak süslemek çok keyifli bir andır. O kadar ki, birçok aile, o ilk ayakkabıyı bir ömür boyu saklarlar. Kendimden örnek vereyim, yedi sene önce “yolu yarıladığımda”, 35. yaş günümde, teyze kızı Mukaddem Ablam benim

bebeklik ayakkabımı bu kadar yıl saklamış ve o gün bana armağan etmişti. Buradan kendisine çok teşekkür ederim bu özeni gösterip beni çok mutlu ettiği için. Gördüğünüz gibi ilk ayakkabının yalnızca bebeklik çağında değil, daha sonra da önemi olabiliyor. Bütün bebeklerimizin güle oynaya, hoplaya zıplaya büyümeleri dileğiyle, gelecek aya kadar hoşçakalın.

 

Dr. Gökhan Mamur

Biyografi

Yenidoğan

Video

Blog

İletişim

E-Vizit

Çocuk Hastalıkları

Levent Loft 1 Büyükdere Cad. No:201 Kat:4 Daire:74

Esentepe Mah. Şişli / İstanbul 0212 264 6579

İletişim

/gokhanmamur